top of page

Gazeteci Gökhan Karakaş: Keşke 10 yıl öncesindeki gibi olsaydı. Gazeteciler istikamet verseydi, toplumu yönlendirebilseydi. Şimdi kimse habercilere inanmıyor. Etki gücünü yitirdi.

  • Yazarın fotoğrafı: medyavetoplumu
    medyavetoplumu
  • 3 Haz 2024
  • 3 dakikada okunur

Gazeteci Gökhan Karakaş ile birlikte gazeteciliğin toplum üzerindeki etkilerini ele aldık. Röportajımızda gazetecilik mesleğinin toplumsal sorumluluklarını, medya üzerindeki etkilerini, gazetecilerin kamu vicdanını temsil etme, doğru bilgi verme ve dezenformasyonla mücadele etme sorumluluklarını; teknolojinin ve sosyal medyanın bu meslek üzerindeki etkilerini değerlendirdik ve toplumun medya okuryazarlığını artırma yollarını ele aldık.

 



 

Gazetecilik mesleğinin, toplumun çeşitli kesimlerini temsil etme ve çeşitliliği sağlama konusundaki sorumluluğunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gazetecilerin bu temsili sağlamada hangi ölçütleri kullanması gerektiğini düşünüyorsunuz?


Gazetecilik, kamu vicdanıyla doğrudan ilgili olup kendisi için yapılmayan ender mesleklerden biridir. Bu meslek, toplumunun büyük çoğunluğunu ilgilendiren konular için var olmuştur. Sümer kil tabletlerinden beri böyledir. Bu mesleği yapan insanlar, kendi vicdanını toplum adına dinleyen kişilerdir. Bu meslekte başkası için bir şey yapmak aslında düstur olmuştur. Toplumu tamamen temsil eder. Böylece çarpıklıkları, tezatlıkları, sorunları ortaya koyarak yetkili mecraların, mercilerin, yani hukuksal anlamda adalet sisteminin çalıştırılmasını sağlar. SMA hastası Furkan bebeğin gerekli olan paraya kavuşması için sadece gazetecilik faaliyeti yeterli olabilir. Metro istasyonlarının önünde para toplayan annelerin sesi olmak, kamu vicdanıdır. Furkan'la akraba olmak, Furkan'ı görmek, kucağına almak gerekli değildir. Kamu vicdanını ve kamunun yararını gözeterek ancak gazeteci olunabilir, haberci olunabilir.



Gazetecilerin oluşturduğu haberler ve içerikler, toplumda nasıl yaratığı algılar ve kamuoyu üzerindeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?


Şu anda medya, etkisini tamamen yitirdi. Bu da yalan ve sansasyonel olayların peşinde koşarak halkın iradesinin dışında bir istikamet verme çabasının ürünü. Güvenilirliğin kaybolmasının en büyük nedeni, kamu vicdanının dinlenmemesi. Habercilerin, gazetecilerin kamu vicdanını dinlemediği için gerçekten üretememeleri. Habercilik aslında başka bir kurama evrildi; o da içerik üretimi. İçeriğin üretimi, haberlerden başka şeyler için toplum için yapılabileceğinin göstergesidir. Ben de derslerde, kamu vicdanı kadar toplumun yararına çaba gösterilmesi gerektiğini her fırsatta vurguluyorum.



Gazetecilik bağlamında, teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan dijital uçurumun, toplumda bilgiye erişim ve katılım açısından yarattığı etkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu uçurumun azaltılması veya kapatılması için neler yapılabilir?


Teknolojinin mesleğimize büyük zarar verdiği, hatta meslekteki istihdam oranını ve iş bulma katsayısını çok düşürdüğü bir gerçek. Ama bizim mesleği bitiren teknoloji olmadı. Kendimiz olduk. Yalancılık, halktan uzaklaşmak, halkın gündeminden kopmak oldu. Evet, teknolojinin dijital bir uçurum oluşturduğu ve sanal bir gerçeklik sunduğu kesin ama bu gidişat zaten uzay çağında, 21. yüzyılda olması muhtemel bir şeydi.

 

Bize en büyük zararı, kendini gazeteci sanan, kendini haberci sanan niteliksiz insanların ekranlara çıkmasıyla yaşadık. Dijital uçurum, bence, teyit mekanizmasına büyük zarar verdi. İnternette dolaşan bir bilginin doğru olup olmadığını teyit etmek oldukça zorlaştı. Eğer dezenformasyondan bahsediyorsak, çok kolay örneklerini internette görebiliriz. Bir caps yaparsınız, "Bu caps burada şöyle bir şey yaşandı" diye. 6 milyon kişi Whatsapp'tan birbirine atar ve böylece kirli bilgi yayılır. Bunun önüne geçilmesi için tabii ki bilinçli bireyler gerekiyor. Her gördüğü caps'i, her gördüğü grafiği "bilgi budur" deyip yaymaması yeterlidir.

 

Yani, sözün özü, teknoloji bu mesleğe büyük zarar vermesine rağmen, mesleği bitiren teknoloji olmamıştır. Hatta gelişmesini bile sağlamıştır. Gazetecilik yöntemlerini geliştirerek, daha nitelikli hale getirmiştir teknoloji. Ama dijital uçurumdan kastınız bilginin doğrulanması ise, bu tamamen bireylerin daha bilinçli olması ile ilgilidir. Birey her şeye inanmayacak, doğru bilgiyi yaymaya çalışacak.



Gazeteciler ve medya kuruluşlarının, toplumun medya okuryazarlığını ve eleştirel düşünme becerilerini artırma konusundaki rol ve sorumlulukları nasıl şekillenmelidir?


Keşke 10 yıl öncesindeki gibi olsaydı. Gazeteciler istikamet verseydi, toplumu yönlendirebilseydi. Şimdi kimse habercilere inanmıyor. Etki gücünü yitirdi. Doğru Türkçe kullanımı, imlalı Türkçe kullanımını bile gazetelerden öğrenirdi insanlar. "Aa, bak gazete böyle yazmış; demek ki burada bitişik değil ayrı yazılması gerekiyormuş" diye insanların gazeteleri, televizyonları bir iletişim aracı ve bilgi aracı olarak görüyordu. Şimdi bunu yitirdik çünkü bizde de bir kalite kalmadı. 10 yıl önce olsaydı, biz bilginin ve eğitimin göbeğinde bir meslek icra ediyorduk. Şimdi kendini yine gazeteci sanan boş beleş insanların uçaklarla seyahat ettiği günleri yaşıyoruz. O nedenle medyanın merkezi olma gücü zayıfladı bence.



Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte dezenformasyon ve yanlış bilgi yayılımının arttığı bir dönemde, gazeteciler ve medya kuruluşları bu sorunla başa çıkmak için nasıl bir yol izlemelidir?


Hakikatin, doğruların peşinden ayrılmayacak. Ama bunun için gazeteciyi de tatmin eden bir maaş verecekler. Bu soruya, "Önce gazeteci nasıl tatmin olur, gazeteci nasıl hayatta kalır?" şeklinde başlayalım. Önce gazeteciye asgari ücret verilmeyecek. 17 bin liraya işbaşı yapılmayacak. Haberci için standart 3 ya da 4 asgari ücretten işbaşı yapılacak, ondan sonra gazeteciden doğruyu ve hakikati kovalaması istenecek.

 

Tabii ki gazeteciye 20 asgari ücret versen de eğer iç fıtratında hakikatin peşinde koşmak yoksa, yapmaz o. Ama önce gazeteciyi doyurmalı, gazeteciye insani ölçülerde yaşayabileceği kadar bir maaş ödemesi gerekiyor. Ardından da gazetecinin hakikatin peşinde olduğu, yandaşlığın peşinde değil, sadece gerçeklerin peşinde koşacağı bir meslek ahlakını aşılamak gerekiyor. Bu, hakikaten, zaten toplumun gerçekleri.



Toplumun gazeteciliğe olan güvenini artırmak için gazeteciler ve medya kuruluşları hangi adımları atmalıdır? Bu adımların uygulanabilirliği hakkında ne düşünüyorsunuz?


Nitelikli gazeteciler yetiştirilecek. Doğru gazeteciler yetiştirilecek. Sadece toplumun ve sosyal yaşamın koşullarında haber veren gazeteciler bu mesleği kurtarabilir. Bugün ekranlarda gördüğünüz %90 oranındaki niteliksiz kişilerin ekrana çıkmaması, gazeteleri işgal eden fırsatçıların fırsat bulmaması gerekiyor. O insanlara fırsat verilmezse, gerçek gazeteciler toplumu yönlendirebilir. Ancak halkın sorunlarıyla ilgilenen, atanamayan öğretmenin yanında olan, emekli olmayan kadrolu işçiyi savunan kişidir gazeteci. Gazeteci, yandaşlık yapan değildir. Yanlışlara yanlış diyebilen, gerçekleri haykırabilen, hakikatin peşinde koşan kişidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar


Haber bültenimize abone ol

İletişim bilgilerinizi gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

  • X
  • Instagram
bottom of page